- itinérantgezici (sergi, tiyatro, görevli)
- jugeotesağduyu, pratik akıl
- jurisprudenceiçtihat, emsal mahkeme kararları
- labyrinthiquelabirent gibi, içinden çıkılmaz
- langueurdermansızlık, içi geçmiş bir uyuşukluk
- lapalissademalumu ilam, apaçık gerçek
- larmoyantgözü yaşlı, ağlamaklı; duygu sömürüsü yapan
- lassitudebezginlik, usanç; ağır yorgunluk
- laxismeaşırı gevşeklik, ihlallere göz yumma
- léthargiederin uyuşukluk, ağır durgunluk; letarji (tıp)
- limpideberrak, duru
- litaniebitmek bilmeyen sıralama (şikâyet, sitem); litani (dua)
- loquacekonuşkan, konuşmaya hevesli
- lugubrematemli, ölüm havası taşıyan
- magnanimitéyüce gönüllülük
- magnat(basın, petrol, sanayi) baronu, dev servet sahibi iş insanı
- malléabilitédövülgenlik; kolay biçim alabilme
- mégalomanemegaloman, büyüklük hastası
- mensongeryalana dayanan, asılsız (söz, iddia)
- mielleuxyılışık, sahte tatlı dilli
- mièvreaşırı duygusal ve yavan
- misanthropeinsan sevmez kimse, mizantrop
- mœurstöreler, bir toplumun yaşayış ve ahlak anlayışı
- monolithiqueyekpare, tek parça; tek sesli (örgüt, topluluk)
- moralisateurahlak dersi veren, ahlakçılık taslayan
- mordantkeskin ve acı (eleştiri, alay)
- moribondcan çekişen, ölüm döşeğindeki
- multiformeçok biçimli, pek çok farklı görünüme bürünen
- munificencegörkemli cömertlik, büyük eli açıklık
- naissantbaşlangıç hâlindeki, henüz beliren
- népotismeakraba kayırmacılığı, nepotizm
- nomadegöçebe
- obséquieuxyaltakçı, aşırı yağcı
- obsolescenceeskiyip kullanılmaz hâle gelme
- obtuskalın kafalı, anlayışı kıt; geniş (açı)
- olfactifkoku alma duyusuna ait
- ondulerdalga dalga inip kalkmak
- opacitésaydamsızlık, şeffaflık eksikliği
- opprobretoplumca ayıplanma, herkes önünde düşülen rezillik
- oscilleriki uç arasında gidip gelmek, salınmak
- pallier(bir eksiği) geçici olarak gidermek, boşluğu doldurmak
- palpableapaçık hissedilen, neredeyse elle tutulur
- panachegösterişli yiğitlik, cesur zarafet; (duman) sütunu
- panégyriquemethiye, eleştirisiz ve abartılı övgü
- parcimonieuxeli sıkı, aşırı tutumlu
- paroxysmehad safha, (kriz ya da duygunun) en şiddetli anı
- patriciensoylu tavırlı, seçkin sınıftan; patrisyen (Roma)
- peccadilleufak kabahat, affedilir küçük kusur
- pédagogiepedagoji, öğretme becerisi
- pénitenttövbekâr, günahından pişman
Bu kelimeleri ezberlemek yerine kalıcı hale getir.
Ücretsiz. Kayıt gerekmez.