- pôlekutup
- polyvalenceçok yönlülük
- poulsnabız
- poutrekiriş
- pragmatismepragmatizm, gerçekçi yaklaşım
- prêchervaaz vermek, öğütlemek
- prédateuryırtıcı hayvan
- prédisposeryatkın kılmak
- prédisposition(hastalığa, bir şeye) yatkınlık
- préjudicemağduriyet, uğranılan zarar
- prérogativeayrıcalıklı yetki, makama özgü hak
- présagealamet, işaret (geleceğe dair)
- prescrire(ilaç, tedavi) yazmak, reçete etmek
- préservationkorunma, muhafaza (bozulmadan)
- présidencebaşkanlık
- présidentielcumhurbaşkanlığıyla ilgili
- présiderbaşkanlık etmek
- présomptueuxkendine aşırı güvenen, haddini bilmez
- prétendumentiddiaya göre
- prétentieuxkendini beğenmiş, gösterişçi
- prévalenceyaygınlık (hastalık)
- préventionönleme
- primeprim, ikramiye
- privationyoksunluk, mahrumiyet
- privatisationözelleştirme
- problématiquesorunlu, sorun yaratan
- processeurişlemci
- procureursavcı
- prodigeharika çocuk, üstün yetenekli kişi; akıl almaz iş
- prodiguerbol bol vermek, esirgemeden vermek
- productivitéüretkenlik, üretim verimi
- proieav (avlanan hayvan)
- projecteurprojektör, ışıldak
- proliférationhızla çoğalma, çığ gibi artış; yayılma (silah)
- prolifiquebol eser veren, çok üretken; hızla üreyen (tür)
- pronostictahmin (sonuç, hastalığın seyri), prognoz
- propagandepropaganda
- propageryaymak (söylenti, salgın); (se) yayılmak
- propensiontemayül, (bir şeyi yapmaya) doğal eğilim
- prophétiekehanet
- propice(bir şeye) zemin hazırlayan, elverişli ortam sunan; uygun düşen (an)
- protagonistebaşkahraman, olayın baş aktörü
- protocoleprotokol (resmî kurallar, uygulama yöntemi)
- provenancemenşe, geldiği yer
- provincialtaşraya ait, taşralı
- psychiatriquepsikiyatrik
- putschaskerî darbe, hükümet darbesi
- quadrillagekareli düzen; ızgara plan (sokaklar)
- quêtearayış
- quintessencetimsal, en saf örnek
Bu kelimeleri ezberlemek yerine kalıcı hale getir.
Ücretsiz. Kayıt gerekmez.