- opulencebüyük zenginlik, şatafat
- oralsözlü (sınav, gelenek); ağızdan (ilaç)
- orchestrerplanlayıp yönetmek; orkestralamak
- organisationnelörgütsel, organizasyona ilişkin
- orthodoxieyerleşik görüş, ortodoksi
- ostensiblementgöstere göstere, açıkça belli ederek
- ostentatoiregösteriş amaçlı, göze sokulan
- pacifierbarışa kavuşturmak, huzuru yeniden sağlamak
- panacéeher derde deva
- parallèlementparalel olarak, bir yandan da
- parentalebeveynle ilgili
- parentéakrabalık
- paritédenklik, eşit temsil (kadın ve erkek); parite (döviz)
- parlementaireparlamentoya ait, parlamenter
- parodieparodi
- paroissekilise bölgesi, cemaat
- passible(bir cezaya) çarptırılabilir, (bir cezayı) gerektiren
- pasteurpastör, Protestan din adamı
- patrievatan, anavatan
- patrouilledevriye
- paysanköylü (toprağı işleyen)
- péagegeçiş ücreti (otoyol, köprü); otoyol gişesi
- péchégünah
- pédantbilgiçlik taslayan, ukala
- pedigreesoy kütüğü, pedigri
- péjoratifaşağılayıcı, kötüleyici (söz, anlam)
- pelouseçimenlik, çim alan
- penchantdüşkünlük, meyil
- périlbüyük tehlike
- pernicieuxsinsice zararlı
- perpétuerkuşaktan kuşağa sürdürmek, kalıcı kılmak
- persistersürüp gitmek; (bir görüşte) ayak diremek
- perspicacekavrayışlı, keskin görüşlü
- pessimismekaramsarlık
- philanthropieinsanseverlik, büyük çaplı hayır işleri
- philosophefilozof
- philosophiquefelsefi
- pieuxsofu, ibadetine düşkün
- pilleryağmalamak
- pionnieröncü
- piratekorsan
- pivoterkendi ekseninde dönmek
- placidesakin yaradılışlı, kolay telaşlanmayan
- platitudebasmakalıp söz
- plongerdalmak, suya atlamak; daldırmak
- poignantyürek burkan, içe işleyen
- poignarderbıçaklamak
- poignekavrama gücü, sıkı tutuş
- poignéebir avuç; tutamak; tokalaşma (poignée de main)
- pointilleuxkılı kırk yaran, ayrıntıya aşırı takılan
Bu kelimeleri ezberlemek yerine kalıcı hale getir.
Ücretsiz. Kayıt gerekmez.