unable
/ʌnˈeɪbl/
yapamayan, aciz
Bağlam içinde
Örnek cümle
She was unable to come to the meeting.
Toplantıya gelemedi.
He is unable to walk without help.
Yardımsız yürüyemiyor.
Zıt anlamlıable
Bu kelimeyi kalıcı hale getir
Spark kelimeyi sen unutmadan önce karşına çıkarır. Hesap açmak ücretsiz.