surfeit
/ˈsɜːfɪt/
aşırılık, fazla gelen miktar
Bağlam içinde
Örnek cümle
A surfeit of meetings left no time to work.
Toplantı fazlalığı çalışmaya vakit bırakmadı.
The market suffers from a surfeit of housing.
Piyasa konut fazlasından muzdarip.
Eş anlamlıglut
Zıt anlamlılack
Bu kelimeyi kalıcı hale getir
Spark kelimeyi sen unutmadan önce karşına çıkarır. Hesap açmak ücretsiz.