C2İsimZaman

precursor

/priˈkɜːsə/

öncü, kendisinden sonrakini hazırlayan

Bağlam içinde

Örnek cümle

The device was a precursor of the modern camera.

Alet modern fotoğraf makinesinin öncüsüydü.

Fatigue is often a precursor to error.

Yorgunluk çoğu zaman hatanın öncüsüdür.

Eş anlamlıforerunner
Zıt anlamlısuccessor

Bu kelimeyi kalıcı hale getir

Spark kelimeyi sen unutmadan önce karşına çıkarır. Hesap açmak ücretsiz.

Ücretsiz başla