precocious
/prɪˈkəʊʃəs/
yaşından olgun, erken gelişmiş
Bağlam içinde
Örnek cümle
She was a precocious reader.
Yaşından önce okumaya başlamıştı.
He showed precocious talent.
Erken gelişmiş bir yetenek gösterdi.
Bu kelimeyi kalıcı hale getir
Spark kelimeyi sen unutmadan önce karşına çıkarır. Hesap açmak ücretsiz.