high-profile
/ˌhaɪ ˈprəʊfaɪl/
göz önündeki, dikkat çeken
Bağlam içinde
Örnek cümle
It was a high-profile trial.
Kamuoyunun yakından izlediği bir davaydı.
She took a high-profile job.
Göz önünde bir iş aldı.
Zıt anlamlılow-profile
Bu kelimeyi kalıcı hale getir
Spark kelimeyi sen unutmadan önce karşına çıkarır. Hesap açmak ücretsiz.