exemplify
/ɪɡˈzemplɪfaɪ/
örneklemek, örneği olmak
Bağlam içinde
Örnek cümle
This case exemplifies the problem.
Bu olay sorunun tipik örneği.
She exemplifies good leadership.
İyi liderliğin örneğini oluşturuyor.
Eş anlamlıillustrate
Bu kelimeyi kalıcı hale getir
Spark kelimeyi sen unutmadan önce karşına çıkarır. Hesap açmak ücretsiz.