daunt
/dɔːnt/
yıldırmak, gözünü korkutmak
Bağlam içinde
Örnek cümle
The size of the task daunted her.
İşin büyüklüğü gözünü korkuttu.
He was not daunted by the risk.
Riskten yılmadı.
Bu kelimeyi kalıcı hale getir
Spark kelimeyi sen unutmadan önce karşına çıkarır. Hesap açmak ücretsiz.