bestow
/bɪˈstəʊ/
bahşetmek, vermek
Bağlam içinde
Örnek cümle
The title was bestowed on her in 1990.
Unvan 1990'da ona verildi.
Nature bestowed him with a fine voice.
Doğa ona güzel bir ses bahşetti.
Eş anlamlıgrant
Bu kelimeyi kalıcı hale getir
Spark kelimeyi sen unutmadan önce karşına çıkarır. Hesap açmak ücretsiz.