accentuate
/əkˈsentʃueɪt/
belirginleştirmek, öne çıkarmak
Bağlam içinde
Örnek cümle
The light accentuates the colours.
Işık renkleri belirginleştiriyor.
The crisis accentuated old divisions.
Kriz eski ayrılıkları keskinleştirdi.
Eş anlamlıemphasise
Bu kelimeyi kalıcı hale getir
Spark kelimeyi sen unutmadan önce karşına çıkarır. Hesap açmak ücretsiz.